BİRİNCİ KİTAP
Genel Hükümler
BİRİNCİ KISIM
Kapsam, Tanımlar, Görev
ve Yetki
BİRİNCİ BÖLÜM
Kapsam ve Tanımlar
Kanunun kapsamı
MADDE 1. - (1) Bu Kanun,
ceza muhakemesinin nasıl yapılacağı hususundaki kurallar ile bu sürece
katılan kişilerin hak, yetki ve yükümlülüklerini düzenler.
Tanımlar
MADDE 2. - (1) Bu Kanunun
uygulanmasında;
a) Şüpheli: Soruşturma evresinde, suç şüphesi altında
bulunan kişiyi,
b) Sanık: Kovuşturmanın başlamasından itibaren hükmün
kesinleşmesine kadar, suç şüphesi altında bulunan kişiyi,
c) Müdafi: Şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde
savunmasını yapan avukatı,
d) Vekil: Katılan, suçtan zarar gören veya malen sorumlu
kişiyi ceza muhakemesinde temsil eden avukatı,
e) Soruşturma: Kanuna göre yetkili mercilerce suç
şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi,
f) Kovuşturma: İddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün
kesinleşmesine kadar geçen evreyi,
g) İfade alma: Şüphelinin kolluk görevlileri veya
Cumhuriyet savcısı tarafından soruşturma konusu suçla ilgili olarak
dinlenmesini,
h) Sorgu: Şüpheli veya sanığın hâkim veya mahkeme
tarafından soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili olarak
dinlenmesini,
i) Malen sorumlu: Yargılama konusu işin hükme bağlanması
ve bunun kesinleşmesinden sonra, maddî ve malî sorumluluk taşıyarak
hükmün sonuçlarından etkilenecek veya bunlara katlanacak kişiyi,
j) Suçüstü:
1. İşlenmekte olan suçu,
2. Henüz işlenmiş olan fiil ile fiilin işlenmesinden
hemen sonra kolluk, suçtan zarar gören veya başkaları tarafından takip
edilerek yakalanan kişinin işlediği suçu,
3. Fiilin pek az önce işlendiğini gösteren eşya veya
delille yakalanan kimsenin işlediği suçu,
k) Toplu suç: Aralarında iştirak iradesi bulunmasa da üç
veya daha fazla kişi tarafından işlenen suçu,
l) Disiplin hapsi: Kısmî bir düzeni korumak amacıyla
yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek
yaptırımlara çevrilemeyen, önödeme uygulanamayan, tekerrüre esas
olmayan, şartla salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve
adlî sicil kayıtlarına geçirilmeyen hapsi,
İfade eder.
İKİNCİ BÖLÜM
Görev
Görev
MADDE 3. - (1) Mahkemelerin
görevleri kanunla belirlenir.
Re'sen görev kararı ve görevde uyuşmazlık
MADDE 4. - (1) Davaya bakan
mahkeme, görevli olup olmadığına kovuşturma evresinin her aşamasında
re'sen karar verebilir. 6 ncı madde hükmü saklıdır.
(2) Görev konusunda mahkemeler arasında uyuşmazlık
çıktığında, görevli mahkemeyi ortak yüksek görevli mahkeme belirler.
Görevsizlik kararı verilmesi gereken hâl ve sonucu
MADDE 5. - (1) İddianamenin
kabulünden sonra; işin, davayı gören mahkemenin görevini aştığı veya
dışında kaldığı anlaşılırsa, mahkeme bir kararla işi görevli mahkemeye
gönderir.
(2)
Adlî yargı içerisindeki mahkemeler bakımından verilen görevsizlik
kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.
Görevsizlik kararı verilemeyecek hâl
MADDE 6. - (1) İddianamenin
kabulünden sonra, yargılamanın alt dereceli bir mahkemeye ait olduğu
gerekçesiyle görevsizlik kararı verilemez.
Görevli olmayan hâkim veya mahkemenin işlemleri
MADDE 7. - (1) Yenilenmesi
mümkün olmayanlar dışında, görevli olmayan hâkim veya mahkemece yapılan
işlemler hükümsüzdür.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Bağlantılı Davalar
Bağlantı kavramı
MADDE 8. - (1) Bir kişi,
birden fazla suçtan sanık olur veya bir suçta her ne sıfatla olursa
olsun birden fazla sanık bulunursa bağlantı var sayılır.
(2) Suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç
delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiilleri de bağlantılı suç
sayılır.
Davaların birleştirilerek açılması
MADDE 9. - (1) Bağlantılı
suçlardan her biri değişik mahkemelerin görevine giriyorsa, bunlar
hakkında birleştirilmek suretiyle yüksek görevli mahkemede dava
açılabilir.
Görülmekte olan davaların birleştirilmesi ve ayrılması
MADDE 10. - (1) Kovuşturma
evresinin her aşamasında, bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine
veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemece karar verilebilir.
(2) Birleştirilen davalarda, bu davaları gören mahkemenin
tâbi olduğu yargılama usulü uygulanır.
(3) İşin esasına girdikten sonra ayrılan davalara aynı
mahkemede devam olunur.
Geniş bağlantı sebebiyle birleştirme
MADDE 11. - (1) Mahkeme,
bakmakta olduğu birden çok dava arasında bağlantı görürse, bu bağlantı 8
inci maddede gösterilen türden olmasa bile, birlikte bakmak ve hükme
bağlamak üzere bu davaların birleştirilmesine karar verebilir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Yetki
Yetkili mahkeme
MADDE 12. - (1) Davaya
bakmak yetkisi, suçun işlendiği yer mahkemesine aittir.
(2) Teşebbüste son icra hareketinin yapıldığı, kesintisiz
suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun
işlendiği yer mahkemesi yetkilidir.
(3) Suç, ülkede yayımlanan bir basılı eserle işlenmişse
yetki, eserin yayım merkezi olan yer mahkemesine aittir. Ancak, aynı
eserin birden çok yerde basılması durumunda suç, eserin yayım merkezi
dışındaki baskısında meydana gelmişse, bu suç için eserin basıldığı yer
mahkemesi de yetkilidir.
(4) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan
hakaret suçunda eser, mağdurun yerleşim yerinde veya oturduğu yerde
dağıtılmışsa, o yer mahkemesi de yetkilidir. Mağdur, suçun işlendiği yer
dışında tutuklu veya hükümlü bulunuyorsa, o yer mahkemesi de yetkilidir.
(5) Görsel veya işitsel yayınlarda da bu maddenin üçüncü
fıkrası hükmü uygulanır. Görsel ve işitsel yayın, mağdurun yerleşim
yerinde ve oturduğu yerde işitilmiş veya görülmüşse o yer mahkemesi de
yetkilidir.
Özel yetki
MADDE 13. - (1) Suçun
işlendiği yer belli değilse, şüpheli veya sanığın yakalandığı yer,
yakalanmamışsa yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.
(2) Şüpheli veya sanığın Türkiye'de yerleşim yeri yoksa
Türkiye'de en son adresinin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.
(3) Mahkemenin bu suretle de belirlenmesi olanağı yoksa,
ilk usul işleminin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir.
Yabancı ülkede işlenen suçlarda yetki
MADDE 14. - (1) Yabancı
ülkede işlenen ve kanun hükümleri uyarınca Türkiye'de soruşturulması ve
kovuşturulması gereken suçlarda yetki, 13 üncü maddenin birinci ve
ikinci fıkralarına göre belirlenir.
(2) Bununla birlikte Cumhuriyet savcısının, şüphelinin
veya sanığın istemi üzerine Yargıtay, suçun işlendiği yere daha yakın
olan yer mahkemesine yetki verebilir.
(3) Bu gibi suçlarda şüpheli veya sanık Türkiye'de
yakalanmamış, yerleşmemiş veya adresi yoksa; yetkili mahkeme, Adalet
Bakanının istemi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının başvurusu üzerine
Yargıtay tarafından belirlenir
(4) Yabancı ülkelerde bulunup da diplomatik
bağışıklıktan yararlanan Türk kamu görevlilerinin işledikleri suçlardan
dolayı yetkili mahkeme Ankara mahkemesidir.
Deniz, hava ve demiryolu taşıtlarında veya bu
taşıtlarla işlenen suçlarda yetki
MADDE 15. - (1) Suç, Türk
bayrağını taşıma yetkisine sahip olan bir gemide veya böyle bir taşıt
Türkiye dışında iken işlenmişse, geminin ilk uğradığı Türk limanında
veya bağlama limanında bulunan mahkeme yetkilidir.
(2) Türk bayrağını taşıma hakkına sahip olan hava
taşıtları ile demiryolu taşıtları hakkında da yukarıdaki fıkra hükümleri
uygulanır.
(3) Ülke içerisinde deniz, hava veya demiryolu
taşıtlarında ya da bu taşıtlarla işlenen suçlarda, bunların ilk ulaştığı
yer mahkemesi de yetkilidir.
(4) Çevreyi kirletme suçu, yabancı bayrağı taşıyan bir
gemi tarafından Türk kara suları dışında işlendiği takdirde, suçun
işlendiği yere en yakın veya geminin Türkiye'de ilk uğradığı limanın
bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.
Bağlantılı suçlarda yetki
MADDE 16. - (1) Yukarıdaki
maddelere göre her biri değişik mahkemelerin yetkisi içinde bulunan
bağlantılı ceza davaları, yetkili mahkemelerden herhangi birisinde
birleştirilerek görülebilir.
(2) Bağlantılı ceza davalarının değişik mahkemelerde
bakılmasına başlanmış olursa, Cumhuriyet savcılarının istemlerine uygun
olmak koşuluyla, mahkemeler arasında oluşacak uyuşma üzerine, bu
davaların hepsi veya bir kısmı bu mahkemelerin birinde
birleştirilebilir.
(3) Uyuşulmazsa, Cumhuriyet savcısı veya sanığın istemi
üzerine ortak yüksek görevli mahkeme birleştirmeye gerek olup olmadığına
ve gerek varsa hangi mahkemede birleştirileceğine karar verir.
(4) Birleştirilmiş olan davaların ayrılması da bu suretle
olur.
Yetkide olumlu veya olumsuz uyuşmazlık
MADDE 17. - (1) Birkaç hâkim
veya mahkeme arasında olumlu veya olumsuz yetki uyuşmazlığı çıkarsa,
ortak yüksek görevli mahkeme, yetkili hâkim veya mahkemeyi belirler.
Yetkisizlik iddiası
MADDE 18.- (1) Sanık,
yetkisizlik iddiasını, ilk derece mahkemelerinde duruşmada sorgusundan,
bölge adliye mahkemelerinde incelemenin başlamasından ve duruşmalı
işlerde inceleme raporunun okunmasından önce bildirir.
(2) Yetkisizlik iddiasına ilişkin karar, ilk derece
mahkemelerinde sanığın sorgusundan önce, bölge adliye mahkemelerinde
duruşmasız işlerde incelemenin hemen başlangıcında, duruşmalı işlerde
inceleme raporu okunmadan önce verilir. Bu aşamalardan sonra yetkisizlik
iddiasında bulunulamayacağı gibi mahkemeler de bu hususta re'sen karar
veremez.
(3) Yetkisizlik kararlarına karşı itiraz yoluna
gidilebilir.
Davanın nakli
MADDE 19. - (1) Yetkili
hâkim veya mahkeme, hukukî veya fiilî sebeplerle görevini yerine
getiremeyecek hâlde bulunursa; yüksek görevli mahkeme, davanın başka
yerde bulunan aynı derecede bir mahkemeye nakline karar verir.
(2) Kovuşturmanın görevli ve yetkili olan mahkemenin
bulunduğu yerde yapılması kamu güvenliği için tehlikeli olursa, davanın
naklini Adalet Bakanı Yargıtaydan ister.
Yetkili olmayan hâkim veya mahkemenin işlemleri
MADDE 20. - (1) Yetkili
olmayan hâkim veya mahkemece yapılan işlemler, sadece yetkisizlik
nedeniyle hükümsüz sayılmaz.
Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde yapılan işlemler
MADDE 21. - (1) Bir hâkim
veya mahkeme, yetkili olmasa bile, gecikmesinde sakınca bulunan
hâllerde, yargı çevresi içerisinde gerekli işlemleri yapar.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Hâkimin Davaya Bakamaması ve Reddi
Hâkimin davaya bakamayacağı hâller
MADDE 22. - (1) Hâkim;
a) Suçtan kendisi zarar görmüşse,
b) Sonradan kalksa bile şüpheli, sanık veya mağdur ile
aralarında evlilik, vesayet veya kayyımlık ilişkisi bulunmuşsa,
c) Şüpheli, sanık veya mağdurun kan veya kayın
hısımlığından üstsoy veya altsoyundan biri ise,
d) Şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında evlât edinme
bağlantısı varsa,
e) Şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında üçüncü
derece dahil kan hısımlığı varsa,
f) Evlilik sona ermiş olsa bile, şüpheli, sanık veya
mağdur ile aralarında ikinci derece dahil kayın hısımlığı varsa,
g) Aynı davada Cumhuriyet savcılığı, adlî kolluk görevi,
şüpheli veya sanık müdafiliği veya mağdur vekilliği yapmışsa,
h) Aynı davada tanık veya bilirkişi sıfatıyla
dinlenmişse,
Hâkimlik görevini yapamaz.
Yargılamaya katılamayacak hâkim
MADDE 23. - (1) Bir karar
veya hükme katılan hâkim, yüksek görevli mahkemece bu hükme ilişkin
olarak verilecek karar veya hükme katılamaz.
(2) Aynı işte soruşturma evresinde görev yapmış bulunan
hâkim, kovuşturma evresinde görev yapamaz.
(3) Yargılamanın yenilenmesi halinde, önceki yargılamada
görev yapan hâkim, aynı işte görev alamaz.
Hâkimin reddi sebepleri ve ret isteminde
bulunabilecekler
MADDE 24. - (1) Hâkimin
davaya bakamayacağı hâllerde reddi istenebileceği gibi, tarafsızlığını
şüpheye düşürecek diğer sebeplerden dolayı da reddi istenebilir.
(2) Cumhuriyet savcısı; şüpheli, sanık veya bunların
müdafii; katılan veya vekili, hâkimin reddi isteminde bulunabilirler.
(3) Bunlardan herhangi biri istediği takdirde, karar veya
hükme katılacak hâkimlerin isimleri kendisine bildirilir.
Tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebeplerden dolayı
hâkimin reddi isteminin süresi
MADDE 25. - (1)
Tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebeplerden dolayı bir hâkimin reddi,
ilk derece mahkemelerinde sanığın sorgusu başlayıncaya; duruşmalı
işlerde bölge adliye mahkemelerinde inceleme raporu ve Yargıtayda
görevlendirilen üye veya tetkik hâkimi tarafından yazılmış olan rapor
üyelere açıklanıncaya kadar istenebilir. Diğer hâllerde, inceleme
başlayıncaya kadar hâkimin reddi istenebilir.
(2) Sonradan ortaya çıkan veya öğrenilen sebeplerle
duruşma veya inceleme bitinceye kadar da hâkimin reddi istenebilir.
Ancak bu istemin, ret sebebinin öğrenilmesinden itibaren yedi gün içinde
yapılması şarttır.
Ret isteminin usulü
MADDE 26. - (1) Hâkimin
reddi, mensup olduğu mahkemeye verilecek dilekçeyle veya bu hususta
zabıt kâtibine bir tutanak düzenlenmesi için başvurulması suretiyle
yapılır.
(2) Ret isteminde bulunan, öğrendiği ret sebeplerinin
tümünü bir defada açıklamak ve süresi içinde olguları ile birlikte
ortaya koymakla yükümlüdür.
(3) Reddi istenen hâkim, ret sebepleri hakkındaki
görüşlerini yazılı olarak bildirir.
Hâkimin reddi istemine karar verecek mahkeme
MADDE 27. - (1) Hâkimin
reddi istemine mensup olduğu mahkemece karar verilir. Ancak, reddi
istenen hâkim müzakereye katılamaz. Bu nedenle mahkeme teşekkül edemezse
bu hususta karar verilmesi;
a) Reddi istenen hâkim asliye ceza mahkemesine mensup ise
bu mahkemenin yargı çevresi içerisinde bulunan ağır ceza mahkemesine,
b) Reddi istenen hâkim ağır ceza mahkemesine mensup ise o
yerde ağır ceza mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde,
numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için (1)
numaralı daireye; o yerde ağır ceza mahkemesinin tek dairesi bulunması
hâlinde ise, en yakın ağır ceza mahkemesine,
Aittir.
(2) Ret istemi sulh ceza hâkimine karşı ise, yargı
çevresi içinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi ve tek hâkime karşı ise,
yargı çevresi içerisinde bulunan ağır ceza mahkemesi karar verir.
(3) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin başkan ve
üyelerinin reddi istemi, reddedilen başkan ve üye katılmaksızın görevli
olduğu dairece incelenerek karara bağlanır.
(4) Ret isteminin kabulü halinde, davaya bakmakla bir
başka hâkim veya mahkeme görevlendirilir.
Ret istemi üzerine verilecek kararlar ve başvurulacak
kanun yolları
MADDE 28. - (1) Ret
isteminin kabulüne ilişkin kararlar kesindir; kabul edilmemesine ilişkin
kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir. İtiraz üzerine verilen ret
kararı hükümle birlikte incelenir.
Reddi istenen hâkimin yapabileceği işlemler
MADDE 29. - (1) Reddi
istenen hâkim, ret hakkında bir karar verilinceye kadar yalnız
gecikmesinde sakınca olan işlemleri yapar.
(2) Ancak, hâkimin oturum sırasında reddedilmesi
hâlinde, bu konuda bir karar verilebilmesi için oturuma ara vermek
gerekse bile ara vermeksizin devam olunur. Şu kadar ki, 216 ncı madde
uyarınca tarafların iddia ve sözlerinin dinlenilmesine geçilemez ve ret
konusunda bir karar verilmeden reddedilen hâkim tarafından veya onun
katılımıyla bir sonraki oturuma başlanamaz.
(3) Ret isteminin kabulüne karar verildiğinde,
gecikmesinde sakınca bulunan hâl nedeniyle yapılmış işlemler dışında,
duruşma tekrarlanır.
Hâkimin çekinmesi ve inceleme mercii
MADDE 30. - (1) Hâkim,
yasaklılığını gerektiren sebeplere dayanarak çekindiğinde; merci, bir
başka hâkimi veya mahkemeyi davaya bakmakla görevlendirir.
(2) Hâkim, tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebepler
ileri sürerek çekindiğinde, merci çekinmenin uygun olup olmadığına karar
verir. Çekinmenin uygun bulunması halinde, davaya bakmakla bir başka
hâkim veya mahkeme görevlendirilir.
(3) Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde yapılan işler
hakkında 29 uncu madde hükmü uygulanır.
Ret isteminin geri çevrilmesi
MADDE 31. - (1) Mahkeme,
kovuşturma evresinde ileri sürülen hâkimin reddi istemini aşağıdaki
durumlarda geri çevirir:
a) Ret istemi süresinde yapılmamışsa.
b) Ret sebebi ve delili gösterilmemişse.
c) Ret isteminin duruşmayı uzatmak amacı ile yapıldığı
açıkça anlaşılıyorsa.
(2) Bu hâllerde ret istemi, toplu mahkemelerde reddedilen
hâkimin müzakereye katılmasıyla, tek hâkimli mahkemelerde de reddedilen
hâkimin kendisi tarafından geri çevrilir.
(3) Bu konudaki kararlara karşı itiraz yoluna
başvurulabilir.
Zabıt kâtibinin reddi veya çekinmesi
MADDE 32. - (1) Bu Bölümde
yazılı hükümler zabıt kâtipleri hakkında da uygulanır.
(2) Zabıt kâtibinin reddi veya kendisinin reddini
gerektiren sebepleri bildirerek görevden çekinmesi hâlinde gereken
karar, yanında çalıştığı mahkeme başkanı veya hâkim tarafından verilir.
(3) Aynı işte zabıt kâtibinin hâkim ile birlikte reddi
istemi hakkında veya çekinmelerine karar verecek merci, hâkime göre
belirlenir.
İKİNCİ KISIM
Kararlar, Açıklanması ve Tebliği, Süreler ve Eski Hâle
Getirme
BİRİNCİ BÖLÜM
Kararlar, Açıklanması ve Tebliği
Kararların verilmesi usulü
MADDE 33. - (1) Duruşmada
verilecek kararlar, Cumhuriyet savcısı, duruşmada hazır bulunan müdafi,
vekil ve diğer ilgililer dinlendikten; duruşma dışındaki kararlar,
Cumhuriyet savcısının yazılı veya sözlü görüşü alındıktan sonra verilir.
Kararların gerekçeli olması
MADDE 34. - (1) Hâkim ve
mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır.
Gerekçenin yazımında 230 uncu madde göz önünde bulundurulur. Kararların
örneklerinde karşı oylar da gösterilir.
(2) Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi,
mercii ve şekilleri belirtilir.
Kararların açıklanması ve tebliği
MADDE 35. - (1) İlgili
tarafın yüzüne karşı verilen karar kendisine açıklanır ve isterse
kararın bir örneği de verilir.
(2) Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine
kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, hukuken
geçerli mazerete dayanarak hazır bulanamayan ilgilisine tebliğ olunur.
(3) İlgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu
ise tebliğ edilen karar, kendisine okunup anlatılır.
Tebligat ve yazışma usulü
MADDE 36. - (1) Mahkeme
başkanı veya hâkim, her türlü tebligatı, tüm gerçek veya özel hukuk
tüzel kişileri veya kamu kurum ve kuruluşları ile ilgili yazışmaları
yapar.
(2) İnfaz edilecek kararlar, Cumhuriyet Başsavcılığına
verilir.
Tebligat usulleri
MADDE 37. - (1) Tebligat, bu
Kanunda belirtilen özel hükümler saklı kalmak koşuluyla, ilgili kanunda
belirtilen hükümlere göre yapılır.
(2) Uluslararası andlaşmalar, yazılı belgelerin doğrudan
doğruya postayla veya diğer iletişim araçlarıyla gönderilmesini kabul
ettiğinde; yurt dışına yapılan tebligat, iadeli taahhütlü posta veya
diğer iletişim araçları ile gerçekleştirilir.
Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan tebligat
MADDE 38. - (1) Cumhuriyet
Başsavcılığına yapılan tebligat, tebliği gereken evrakın aslının
verilmesi suretiyle olur. Tebliğ ile bir süre işlemeye başlıyorsa
verildiği gün, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından evrakın aslına
yazılır.
İKİNCİ BÖLÜM
Süreler ve Eski Hâle Getirme
Sürelerin hesaplanması
MADDE 39. - (1) Gün ile
belirlenen süreler, tebligatın yapıldığının ertesi günü işlemeye başlar.
(2) Süre, hafta olarak belirlenmiş ise, tebligatın
yapıldığı günün, son haftada isim itibarıyla karşılığı olan günün mesai
saati bitiminde sona erer.
(3) Süre, ay olarak belirlenmiş ise tebligatın yapıldığı
günün, son ayda sayı itibarıyla karşılığı olan günün mesai saati
bitiminde sona erer. Son bulduğu ayda sayı itibarıyla karşılığı olan gün
yoksa; süre, ayın son günü mesai saati bitiminde sona erer.
(4) Son gün bir tatile rastlarsa süre, tatilin ertesi
günü biter.
Eski hâle getirme
MADDE 40. - (1) Kusuru
olmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişi, eski hale getirme isteminde
bulunabilir.
(2) Kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmemesi
halinde de, kişi kusursuz sayılır.
Eski hâle getirme dilekçesi
MADDE 41. - (1) Eski hâle
getirme dilekçesi, engelin kalkmasından itibaren yedi gün içinde, süreye
uyulduğunda usule ilişkin işlemleri yapacak olan mahkemeye verilir.
(2) Dilekçe sahibi, sürenin geçmesinde kusuru olmadığına
ilişkin olguları, varsa belgelerini de ekleyerek açıklar. Dilekçe
verildiği anda usule ilişkin yapılamayan işlemler de yerine getirilir.
Eski hâle getirme dilekçesi üzerine verilecek karar
MADDE 42. - (1) Süresi
içinde usul işlemi yapılsaydı, esasa hangi mahkeme hükmedecek idiyse,
eski hâle getirme dilekçesi hakkında da o mahkeme karar verir.
(2) Eski hâle getirme isteminin kabulüne ilişkin karar
kesindir; reddine ilişkin karara karşı itiraz yoluna gidilebilir.
(3) Eski hâle getirme dilekçesi, kararın yerine
getirilmesini durdurmaz; ancak, mahkeme yerine getirmeyi erteleyebilir.
ÜÇÜNCÜ KISIM
Tanıklık, Bilirkişi İncelemesi ve Keşif
BİRİNCİ BÖLÜM
Tanıklık
Tanıkların çağrılması
MADDE 43. - (1) Tanıklar
çağrı kâğıdı ile çağrılır. Çağrı kâğıdında gelmemenin sonuçları
bildirilir. Tutuklu işlerde tanıklar için zorla getirme kararı
verilebilir. Karar yazısında bu yoldan getirilmenin nedenleri gösterilir
ve bunlara çağrı kâğıdı ile gelen tanıklar hakkındaki işlem uygulanır.
(2) Bu çağrı telefon, telgraf, faks, elektronik posta
gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle de yapılabilir. Ancak, çağrı
kâğıdına bağlanan sonuçlar, bu durumda uygulanmaz.
(3) Mahkeme, duruşmanın devamı sırasında hemen
dinlenilmesi gerekli görülen tanıkların belirteceği gün ve saatte hazır
bulundurulmasını görevlilere yazılı olarak emredebilir.
(4) Cumhurbaşkanı kendi takdiri ile tanıklıktan
çekinebilir. Tanıklık yapmayı istemesi halinde beyanı konutunda
alınabilir ya da yazılı olarak gönderebilir.
(5) Bu madde hükümleri, kişinin ancak Cumhuriyet savcısı,
hâkim veya mahkeme önünde tanık olarak dinlenmesi halinde uygulanabilir.
Çağrıya uymayan tanıklar
MADDE 44. - (1) Usulüne
uygun olarak çağrılıp da mazeretini bildirmeksizin gelmeyen tanıklar
zorla getirilir ve gelmemelerinin sebep olduğu giderler takdir edilerek,
kamu alacaklarının tahsili usulüne göre ödettirilir. Zorla getirilen
tanık evvelce gelmemesini haklı gösterecek sebepleri sonradan bildirirse
aleyhine hükmedilen giderler kaldırılır.
(2) Fiilî hizmette bulunan askerler hakkındaki zorla
getirme kararı askerî makamlar aracılığıyla infaz olunur.
Tanıklıktan çekinme
MADDE 45. - (1) Aşağıdaki
kimseler tanıklıktan çekinebilir:
a) Şüpheli veya sanığın nişanlısı.
b) Evlilik bağı kalmasa bile şüpheli veya sanığın eşi.
c) Şüpheli veya sanığın kan hısımlığından veya kayın
hısımlığından üstsoy veya altsoyu.
d) Şüpheli veya sanığın üçüncü derece dahil kan veya
ikinci derece dahil kayın hısımları.
e) Şüpheli veya sanıkla aralarında evlâtlık bağı
bulunanlar.
(2) Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı
nedeniyle tanıklıktan çekinmenin önemini anlayabilecek durumda
olmayanlar, kanunî temsilcilerinin rızalarıyla tanık olarak
dinlenebilirler. Kanunî temsilci şüpheli veya sanık ise, bu kişilerin
çekinmeleri konusunda karar veremez.
(3) Tanıklıktan çekinebilecek olan kimselere, dinlenmeden
önce tanıklıktan çekinebilecekleri bildirilir. Bu kimseler, dinlenirken
de her zaman tanıklıktan çekinebilirler.
Meslek ve sürekli uğraşıları sebebiyle tanıklıktan
çekinme
MADDE 46. - (1) Meslekleri
ve sürekli uğraşıları sebebiyle tanıklıktan çekinebilecekler ile çekinme
konu ve koşulları şunlardır:
a) Avukatlar veya stajyerleri veya yardımcılarının, bu
sıfatları dolayısıyla veya yüklendikleri yargı görevi sebebiyle
öğrendikleri bilgiler.
b) Hekimler, diş hekimleri, eczacılar, ebeler ve bunların
yardımcıları ve diğer bütün tıp meslek veya sanatları mensuplarının, bu
sıfatları dolayısıyla hastaları ve bunların yakınları hakkında
öğrendikleri bilgiler.
c) Malî işlerde görevlendirilmiş müşavirler ve noterlerin
bu sıfatları dolayısıyla hizmet verdikleri kişiler hakkında öğrendikleri
bilgiler.
(2) Yukarıdaki fıkranın (a) bendinde belirtilenler
dışında kalan kişiler, ilgilinin rızasının varlığı halinde, tanıklıktan
çekinemez.
Devlet sırrı niteliğindeki bilgilerle ilgili tanıklık
MADDE 47. - (1) Bir suç
olgusuna ilişkin bilgiler, Devlet sırrı olarak mahkemeye karşı gizli
tutulamaz. Açıklanması, Devletin dış ilişkilerine, milli savunmasına ve
milli güvenliğine zarar verebilecek; anayasal düzeni ve dış
ilişkilerinde tehlike yaratabilecek nitelikteki bilgiler, Devlet sırrı
sayılır.
(2) Tanıklık konusu bilgilerin Devlet sırrı niteliğini
taşıması halinde; tanık, sadece mahkeme hâkimi veya heyeti tarafından
zâbıt kâtibi dahi olmaksızın dinlenir. Hâkim veya mahkeme başkanı, daha
sonra, bu tanık açıklamalarından, sadece yüklenen suçu açıklığa
kavuşturabilecek nitelikte olan bilgileri tutanağa kaydettirir.
(3) Bu madde hükmü, hapis cezasının alt sınırı beş yıl
veya daha fazla olan suçlarla ilgili olarak uygulanır.
(4) Cumhurbaşkanının tanıklığı söz konusu olduğunda
sırrın niteliğini ve mahkemeye bildirilmesi hususunu kendisi takdir
eder.
Kendisi veya yakınları aleyhine tanıklıktan çekinme
MADDE 48. - (1) Tanık,
kendisini veya 45 inci maddenin birinci fıkrasında gösterilen kişileri
ceza kovuşturmasına uğratabilecek nitelikte olan sorulara cevap
vermekten çekinebilir. Tanığa cevap vermekten çekinebileceği önceden
bildirilir.
Tanıklıktan çekinme sebebinin bildirilmesi
MADDE 49. - (1) Mahkeme
başkanı veya hâkim veya Cumhuriyet savcısı tarafından gerekli
görüldüğünde 45, 46 ve 48 inci maddelerde gösterilen hâllerde tanık,
tanıklıktan çekinmesinin dayanağını oluşturan olguları bildirir ve bu
hususta gerektiğinde kendisine yemin verdirilir.
Yemin verilmeyen tanıklar
MADDE 50. - (1) Aşağıdaki
kimseler yeminsiz dinlenir:
a) Dinlenme sırasında onbeş yaşını doldurmamış olanlar.
b) Ayırt etme gücüne sahip olmamaları nedeniyle yeminin
niteliği ve önemini kavrayamayanlar.
c) Soruşturma veya kovuşturma konusu suçlara iştirakten
veya bu suçlar nedeniyle suçluyu kayırmaktan ya da suç delillerini yok
etme, gizleme veya değiştirmekten şüpheli, sanık veya hükümlü olanlar.
Tanıklıktan çekinebilecek kimsenin çekinmemesi
MADDE 51. - (1) 45 inci
madde gereğince tanıklıktan çekinebileceklere yemin verip vermemek hâkim
veya mahkemenin takdirine bağlıdır. Ancak, tanık yemin etmekten
çekinebilir. Bu hususun kendisine bildirilmesi gereklidir.
Tanıkların dinlenmesi
MADDE 52. - (1) Her tanık,
ayrı ayrı ve sonraki tanıklar yanında bulunmaksızın dinlenir.
(2) Tanıklar, kovuşturma evresine kadar ancak
gecikmesinde sakınca bulunan veya kimliğin belirlenmesine ilişkin
hâllerde birbirleri ile ve şüpheli ile yüzleştirilebilirler.
(3) Tanıkların dinlenmesi sırasındaki görüntü veya sesler
kayda alınabilir. Ancak;
a) Mağdur çocukların,
b) Duruşmaya getirilmesi mümkün olmayan ve tanıklığı
maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunlu olan kişilerin,
Tanıklığında bu kayıt zorunludur.
(4) Üçüncü fıkra hükmünün uygulanması suretiyle elde
edilen ses ve görüntü kayıtları, sadece ceza muhakemesinde kullanılır.
Tanığa görevinin önemini anlatma
MADDE 53. - (1) Tanığa;
a) Dinlenmeden önce, gerçeği söylemesinin önemi,
b) Gerçeği söylememesi halinde yalan tanıklık suçundan
dolayı cezalandırılacağı,
c) Doğruyu söyleyeceği hususunda yemin edeceği,
d) Duruşmada mahkeme başkanı veya hâkimin açık izni
olmadan mahkeme salonunu terk edemeyeceği,
Anlatılır.
Tanıklara yemin verilmesi
MADDE 54. - (1) Tanıklar,
tanıklıktan önce ayrı ayrı yemin ederler. Gerektiğinde veya bir kimsenin
tanık sıfatıyla dinlenilmesinin uygun olup olmadığında tereddüt varsa
yemin, tanıklığından sonraya bırakılabilir.
(2) Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcıları da
tanıklara yemin verirler.
Yeminin biçimi
MADDE 55. - (1) Tanığa
verilecek yemin, tanıklıktan önce "Bildiğimi dosdoğru söyleyeceğime
namusum ve vicdanım üzerine yemin ederim." ve 54 üncü maddeye göre
tanıklıktan sonra verilmesi hâlinde "Bildiğimi dosdoğru söylediğime
namusum ve vicdanım üzerine yemin ederim." biçiminde olur.
(2) Yemin edilirken herkes ayağa kalkar.
Yeminin yerine getirilmesi, sağır veya dilsizin yemini
MADDE 56. - (1) Tanık, yüksek sesle tekrar
ederek veya okuyarak yemin eder.
(2) Okuma ve yazma bilen sağır veya dilsizler yemin
biçimini yazarak ve imzalarını koyarak yemin ederler. Okuma ve yazma
bilmeyen sağır veya dilsizler işaretlerinden anlayan bir tercüman
aracılığıyla ve işaretle yemin ederler.
Tanığın tekrar dinlenmesi
MADDE 57. - (1) Yemin ile
dinlenen tanığın aynı soruşturma veya kovuşturma evresinde tekrar
dinlenmesi gerektiğinde, yeniden yemin verilmeyip önceki yemini
hatırlatılmakla yetinilebilir.
Tanığa ilk önce sorulacak hususlar ve tanığın
korunması
MADDE 58. - (1) Tanığa, ilk
önce adı, soyadı, yaşı, işi ve yerleşim yeri, işyerinin veya geçici
olarak oturduğu yerin adresi, varsa telefon numaraları sorulur.
Gerekirse tanıklığına ne dereceye kadar güvenilebileceği hakkında hâkimi
aydınlatacak durumlara, özellikle şüpheli, sanık veya mağdur ile
ilişkilerine dair sorular yöneltilir.
(2) Tanık olarak dinlenecek kişilerin kimliklerinin
ortaya çıkması kendileri veya yakınları açısından ağır bir tehlike
oluşturacaksa; kimliklerinin saklı tutulması için gerekli önlemler
alınır. Kimliği saklı tutulan tanık, tanıklık ettiği olayları hangi
sebep ve vesile ile öğrenmiş olduğunu açıklamakla yükümlüdür. Kimliğinin
saklı tutulması için, tanığa ait kişisel bilgiler, Cumhuriyet savcısı,
hâkim veya mahkeme tarafından muhafaza edilir.
(3) Hazır bulunanların huzurunda dinlenmesi, tanık için
ağır bir tehlike teşkil edecek ve bu tehlike başka türlü önlenemeyecekse
ya da maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından tehlike oluşturacaksa;
hâkim, hazır bulunma hakkına sahip bulunanlar olmadan da tanığı
dinleyebilir. Tanığın dinlenmesi sırasında ses ve görüntülü aktarma
yapılır. Soru sorma hakkı saklıdır.
(4) Tanıklık görevinin yapılmasından sonra, kişinin
kimliğinin saklı tutulması veya güvenliğinin sağlanması hususunda
alınacak önlemler, ilgili kanunda düzenlenir.
(5)
İkinci, üçüncü ve dördüncü fıkra hükümleri, ancak bir örgütün faaliyeti
çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak uygulanabilir.
Tanığa söylenecek şeyler ve sorulacak sorular
MADDE 59. - (1) Tanık,
dinlenmeden önce hakkında tanıklık yapacağı olayla ilgili olarak mahkeme
başkanı veya hâkim tarafından, kendisine bilgi verilir; hazır olan
sanık, tanığa gösterilir. Sanık hazır değilse kimliği açıklanır.
Tanıktan, tanıklık edeceği konulara ilişkin bildiklerini söylemesi
istenir ve tanıklık ederken sözü kesilmez.
(2) Tanıklık edilen konuları aydınlatmak, tamamlamak ve
bilgilerinin dayandığı durumları gereğince değerlendirebilmek için
tanığa ayrıca soru yöneltilebilir.
Tanıklıktan ve yeminden sebepsiz çekinme
MADDE 60. - (1) Yasal bir
sebep olmaksızın tanıklıktan veya yeminden çekinen tanık hakkında,
bundan doğan giderlere hükmedilmekle beraber, yemininin veya
tanıklığının gerçekleştirilmesi için dava hakkında hüküm verilinceye
kadar ve her hâlde üç ayı geçmemek üzere disiplin hapsi verilebilir.
Kişi, tanıklığa ilişkin yükümlülüğüne uygun davranması halinde, derhâl
serbest bırakılır.
(2) Bu tedbirleri almaya naip hâkim ve istinabe olunan
mahkeme ile soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi yetkilidir.
(3) Davanın görüldüğü sırada bu tedbirler alındıktan ve
yukarıdaki süreler suçun türüne göre tümüyle uygulandıktan sonra o dava
veya aynı işe ilişkin diğer davada tekrar edilmez.
(4) Disiplin hapsi kararına itiraz edilebilir.
Tanığa verilecek tazminat ve giderler
MADDE 61. - (1) Cumhuriyet
savcısı veya mahkeme başkanı veya hâkim tarafından çağrılan tanığa, her
yıl Adalet Bakanlığınca hazırlanan tarifeye göre kaybettiği zaman ile
orantılı bir tazminat verilir. Tanık hazır olmak için seyahat etmek
zorunda kalmışsa, yol giderleriyle tanıklığa çağrıldığı yerdeki ikamet
ve beslenme giderleri de karşılanır.
(2) Birinci fıkra hükmüne istinaden ödenmesi gereken
tazminat ve giderler, hiçbir vergi, resim ve harç alınmaksızın, ödenir.